UYAP Ortamındaki Karar ile Gerekçeli Kararın Farklı Olması Re’sen Bozma Sebebidir.
T.C.
YARGITAY
11. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2018/5815 E.
KARAR NO : 2019/971 K.
KARAR TARİHİ : 07.02.2019
K A R A R
Taraflar arasında görülen davada … … Asliye Ticaret Mahkemesince verilen …/…/2017 tarih ve 2017/215 E. – 2018/66 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi’nce verilen 27/09/2018 tarih ve 2018/897-2018/942 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin ortağı olduğunu, davalının …/03/2017 tarihinde yapılan olağan genel kurulunun …’nın 620. maddesi yollamasıyla aynı Yasa’nın 445. maddedeki kanuna, esas sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olarak yapıldığını, toplantının gündeminin 5. maddeden oluştuğunu, bu gündemde …’nın 409. maddesinde belirlenen zorunlu konuların yer almadığını, burada yazılı olan hususlardan sadece organların seçimine ilişkin konuyla ilgili karar alındığını, davalı şirketin olağan genel kurul gündeminde …’nın 409. madde gereklerinin yer almamasının sebebi olarak devam eden davaların gösterildiğini, bu davaların müvekkilinin görev yaptığı döneme ilişkin olduğunu, toplantı gündeminde zorunlu olarak görüşülmesi gerekli olan konuların gündeme alınmamasının sebebi bu konularla ilgili davacı …’e karşı, davalı şirketin kötü niyetli olarak yapmış olduğu işlemlerin ortaya çıkmaması ve müvekkili ile şirket arasında devam eden davalarda yaptıkları hukuka aykırı işlemlerin belgelendirilerek delil olarak sunulması kaygısını taşımalarından dolayı olduğunu belirterek davalı şirketin …/03/2017 tarihinde yaptığı olağan genel kurulda aldığı tüm kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesinde, ….03.2017 tarihli genel kurulda alınan kararların iptali koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, somut olayda gündemde müdür seçimi bulunduğu, anonim şirketlerde gündeme ilişkin …’nın 413. maddesi hükmü gereği limited şirkette görevden alınan müdür hakkında sorumluluk davası olması nedeniyle ilgili hukuk davaları sonuçlanıncaya kadar geçmiş yıllar finansal tablolarının görüşülmesine ilişkin ve müdürün görevden alınmasına, yenisinin seçilmesine ilişkin genel kurul kararlarında iptal koşulları oluşmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi kararındaki gerekçeler gözetildiğinde ilk derece mahkemesinin davanın reddine dair kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) “Elektronik İşlemler” başlıklı 445. maddesinin 1. fıkrasında “Adalet hizmetlerinin elektronik ortamda yürütülmesi amacıyla oluşturulan bilişim sistemidir” şeklinde tanımlandıktan sonra “Dava ve diğer yargılama işlemlerinin elektronik ortamda gerçekleştirildiği hallerde UYAP kullanılarak veriler kaydedilir ve saklanır” denilmiştir. Anılan maddenin gerekçesinde, UYAP kapsamındaki tüm birimlerde her türlü yargısal, idari ve denetim faaliyetlerinin bu sistemle elektronik ortamda yürütüleceği belirtilmiştir. Bölge Adliye ve Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdarî ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 5/1. maddesine göre “İş süreçlerindeki her türlü veri, bilgi ve belge akışı ile dokümantasyon işlemleri, bu işlemlere ilişkin her türlü kayıt, dosyalama, saklama ve arşivleme işlemleri ile uyum ve işbirliği sağlanmış dış birimlerle yapılacak her türlü işlemler UYAP ortamında gerçekleştirilir.” düzenlemesi yer almaktadır.
Dosya kapsamından UYAP üzerinde kayıtlı İstinaf Mahkemesi kararı ile dosyada fiziken mevcut İstinaf Mahkemesi kararının birbirinden farklı olduğu anlaşılmaktadır. UYAP sisteminde kayıtlı istinaf kararında “… Limited şirketlerde gündeme bağlılık esası bulunmadığı, limited şirketlerde genel kurulun, her zaman şirket müdürünü görevden alma ve onun yerine başkasını atama yetkesine sahip olduğu, ilan edilen gündemde müdür seçiminin de bulunduğu, anonim şirketlerde “yıl sonu finansal tablolar müzakere edilip genel kurulca kabul edilmediği müddetçe yönetim kurul üyelerinin görevden alınması ve yeniden seçime gidilmesinin mümkün olmadığına” ilişkin kural mevcut olup limited şirketteki görevden alınan davacı müdür hakkında sorumluluk davası olması nedeniyle ilgili hukuk davaları sonuçlanıncaya kadar geçmiş yılların finansal tabloların görüşülmemesine ilişkin kararda ve buna ilişkin ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine…” karar verildiği halde dosyada mevcut fiziki istinaf kararın da ise “….Limited şirketlerde genel kurulun her zaman şirket müdürünü görevden alma ve onun yerine başkasını atama yetkisine sahip olduğu (…’nın 630/1), …’nın 617/…. maddesi atfı ile toplantıya çağrı, azlığın çağrı ve öneri hakkı, gündem ve öneriler, çağrısız genel kurul, hazırlık önlemleri, yetkisiz katılma konularında anonim şirketlere ait hükümler-bakanlık temsilcisine ilişkin olanlar hariç- kıyasen uygulanacağı ( Yargıtay 11. HD.16…..2017 gün, 2016/3379 E. 2017/5392 sayılı ilamı), bu anlamda müdürün görevden alınmasında …’nın 364. maddesinin kıyasen uygulanacağı, somut olayda gündemde müdür seçimi bulunduğu, anonim şirketlerde gündeme ilişkin …’nın 413. maddesi hükmü gereği limited şirkette görevden alınan müdür hakkında sorumluluk davası olması nedeniyle ilgili hukuk davaları sonuçlanıncaya kadar geçmiş yıllar finansal tablolarının görüşülmesine ilişkin ve müdürün görevden alınmasına, yenisinin seçilmesine ilişkin genel kurul kararlarında iptal koşulları oluşmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi kararındaki gerekçeler gözetildiğinde ilk derece mahkemesinin davanın reddine dair kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine…” karar verildiği görülmektedir.
Bu durumda UYAP üzerinde kayıtlı İstinaf Mahkemesi kararı ile dosyada fiziken mevcut İstinaf Mahkemesi kararının birbirinden farklı olduğu anlaşılmakla usul ve yasaya aykırı olan kararın re’sen bozulması gerekmiştir.
…-Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ :
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının re’sen BOZULMASINA, dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, (…) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.02.2019 tarihinde oybirliğiyle kabul edildi.
Duruşma Tarihinin UYAP’tan Öğrenilmesi Yönünde Hüküm Tesis Edilmesi
T.C.
YARGITAY
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2018/1393
KARAR NO : 2018/5823
KARAR TARİHİ : 24.5.2018
K A R A R
Davacılar; muris tarafından düzenlenmediğine dair şüpheleri sebebiyle vasiyetnamenin iptaline, bunun mümkün olmadığı takdirde davacıların saklı paylarının saklı tutularak vasiyetnamenin tenkisine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Mahkemece; davanın 09/12/2014 tarihinde yapılan duruşmasında dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, davanın o tarihten bu yana yenilenmediği, işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davaların, sürenin dolduğu gün itibariyle açılmamış sayılacağı ve mahkemece kendiliğinden karar verilerek kaydın kapatılacağı belirtildiği gerekçesiyle HMK’nın 150/5. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına dair kararın davacı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 08.11.2017 tarihli ve 2016/4705 E., 2017/15483 K. sayılı ilamı ile hükmün onanmasına karar verilmiş, onama ilamına karşı davacılar karar düzeltme isteminde bulunmuştur.1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (HUMK) 73. maddesi ve 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) “hukuki dinlenilme” başlıklı 27. maddesi, T.C. Anayasası’nın hak arama hürriyetini düzenleyen 36. maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin adil yargılanma hakkına dair 6. maddesi nazara alındığında davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini içeren bu hakkın ve yargılamanın aleniliği ilkelerinin gerçekleşmesinin en önemli aracı duruşma yapılmasıdır. Duruşma günü celseye katılma imkânı olmayan taraf buna dair mazeretini bildirip, belgeleyerek, bildirim giderlerini de yatırarak duruşmanın ertelenmesini isteme olanağına sahiptir. O hâlde duruşma tayin edilerek, usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan yalnız biri duruşmaya katılırsa gelmeyen tarafın geçerli mazeret gönderip göndermediği, gerekli masrafın karşılanıp karşılanmadığı incelenerek; gelen tarafın bu mazeret dilekçesine karşı beyanına göre, dosyanın işlemden kaldırılmasına ya da kaldırılmamasına karar verilecektir. Anılan hususların uygulanabilmesi için, her şeyden önce tarafların usulüne uygun davet edilmiş olmaları gerekmektedir. Bu bağlamda tebligat, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve 2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınan iddia ve savunma hakkının tam olarak kullanılmasının zorunlu unsurudur. Savunma hakkının temelini teşkil eden hukuki dinlenilme hakkı, adil yargılanma ilkesinin ayaklarından biridir. Bu hakkın ihlal edilmemesi için yapılan bildirimin tebligat hukukuna uygun olması gerekir. Muhatap usulüne uygun olarak yapılacak tebligat ile açılan davadan zamanında ve tam olarak haberdar olur. Bu sebeple tebligat, yapıldığı tarihte yürürlükteki tebligat mevzuatına aykırı yapılmışsa, sadece tebligat hukukuna aykırı davranış söz konusu olmaz, aynı zamanda hukuki dinlenilme hakkı da ihlal edilmiş olur.
6100 Sayılı HMK’nın uygulama alanını, adli yargı ilk derece hukuk mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri hukuk dairelerinde tutulacak kayıtlar ile yazı işleri hizmetlerinin yürütülmesi ve bu işlemlerde UYAP’ın kullanılmasına dair usul ve esasları düzenlemek amacıyla çıkartılan Bölge Adliye Ve Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdarî Ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 212. maddesi gereğince tebligat işlemlerinin 7201 Sayılı Tebligat Kanunu ile Tebligat Kanunu uyarınca çıkarılan yönetmeliklere göre fiziki ya da elektronik ortamda yapılacağı düzenlenmiştir. 7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun “tebligatın yapılması” başlıklı 1. maddesinde tüm tebligatların bu Kanun hükümlerine göre Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü veya memur vasıtasıyla yapılacağı; “tebligatın memur vasıtasıyla yapılması” başlıklı 2. maddesinde ise özel hüküm bulunması halinde tebligatın kendi memurları veya mahalli mülkiye amirinin emriyle zabıta vasıtasıyla yaptırılacağı kabul edilmiştir.11.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren “Elektronik tebligat” başlıklı 7/a maddesi ise;“Tebligata elverişli bir elektronik adres vererek bu adrese tebligat yapılmasını isteyen kişiye, elektronik yolla tebligat yapılabilir.Anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlere elektronik yolla tebligat yapılması zorunludur.Birinci ve ikinci fıkra hükümlerine göre elektronik yolla tebligatın zorunlu bir sebeple yapılamaması hâlinde bu Kanunda belirtilen diğer usullerle tebligat yapılır.Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır.” hükmünü içermektedir.Bu düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere elektronik tebligat usulünün düzenlendiği Tebligat Kanunu’nun 7/a maddesindeki düzenleme ve Elektronik Tebligat Yönetmeliği hükümleri de dahil olmak üzere, Tebligat Kanunu ve çıkarılan Tebligat Yönetmeliği hükümleri incelendiğinde; duruşma gününün UYAP’tan öğrenilmesi usulünün uygulanabileceğine yönelik bir düzenlemeye yer verilmemiştir. (Yargıtay HGK, 17.01.2018 tarihli ve 2017/14-1760 Esas, 2018/43 Karar) Bu aşamada davanın açılmamış sayılmasına dair yasal düzenlenmelerin incelenmesi gerekir. 6100 Sayılı HMK’nın konu ile ilgili 150.maddesinde;
“(1) Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir.
(2) Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan biri duruşmaya gelir, diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi üzerine, yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır. Geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez.
(3) Duruşma gününün belli edilmesi için tarafların başvurması gereken hâllerde gün tespit ettirilmemişse, son işlem tarihinden başlayarak bir ay geçmekle dosya işlemden kaldırılır.
(4) Dosyası işlemden kaldırılmış olan dava, işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde taraflardan birinin dilekçeyle başvurusu üzerine yenilenebilir. Yenileme dilekçesi, duruşma gün, saat ve yeri ile birlikte taraflara tebliğ edilir. Dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir ay geçtikten sonra yenileme talebinde bulunulursa, yeniden harç alınır, bu harç yenileyen tarafça ödenir ve karşı tarafa yüklenemez. Bu şekilde harç verilerek yenilenen dava, eski davanın devamı sayılır.
(5) İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar, sürenin dolduğu gün itibarıyla açılmamış sayılır ve mahkemece kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır.
(6) İşlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan dava, ilk yenilenmeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamaz. Aksi hâlde dava açılmamış sayılır.
(7) Hangi sebeple olursa olsun açılmamış sayılan davadaki talep dahi vaki olmamış sayılır.” şeklinde düzenlenme yer almaktadır.
Tüm bu açıklamalar kapsamında somut olaya bakıldığında, davacılar vekilinin 02.10.2014 tarihli celse için aynı tarihli dilekçeyle mazeretli sayılmasını, yeni duruşma gününü Uyap’tan öğrenmesine karar verilmesini talep ettiği, mahkemece mazeretin kabul edilerek, duruşmanın 09.12.2014 tarihine bırakılmasına karar verildiği, duruşma gününün UYAP’tan öğrenilmesine karar verilmediği gibi, davacılar vekiline duruşma gününü bildirir tebligat da yapılmadığı halde, 09.12.2014 tarihli celsede davacılar vekilinin duruşma gün ve saatinden haberdar olduğu halde hazır olmadığı belirtilerek davanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda da belirtildiği üzere duruşma gününün UYAP’tan öğrenilmesi usulünün uygulanabileceğine yönelik bir düzenleme bulunmadığı, kaldı ki mahkemece bu yönde bir ara karar da kurulmadığı, davacı vekiline usulüne uygun davetiye ile duruşma gün ve saatini bildirir tebligat da yapılmadığından, davacılar vekiline yeniden duruşma günü bildirilerek yargılamaya devam edilmesi usulüne uygun tebliğe rağmen gelmez ise davanın işlemden kaldırılması gerekirken 09.12.2014 tarihli celseye tarafların katılmaması nedenleriyle takipsiz bırakılan davanın üç ay içinde yenilenmediği gerekçesiyle HMK’nın 150. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru değildir.Yapılan bu açıklamalar karşısında, davanın açılmamış sayılmasına dair verilen mahkeme kararının açıklanan bu gerekçeler ile bozulması gerekirken, zuhulen onanmasına karar verildiği bu kez yapılan inceleme ile anlaşılmakla, davacı tarafın karar düzeltme talebinin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı tarafın karar düzeltme isteminin kabulüyle dairemizce verilen 08.11.2017 tarihli ve 2016/4705 E., 2017/15483 K. sayılı onama ilamının kaldırılarak, hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz ve karar düzeltme harçlarının istenmesi halinde davacı tarafa iadesine, 24.05.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Duruşma Gününün UYAP’tan veya Kalemden Öğrenilmesi Talep Edilemez.
T.C
YARGITAY
8. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2016/4688
KARAR NO: 2019/683
KARAR TARİHİ:22.01.2019
MAHKEMESİ : İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
>DURUŞMA GÜNÜNÜN YASADA BULUNMAYAN BİR KURULA DAYANARAK KALEMDEN ÖĞRENİLMESİ VEYA UYAP SİSTEMİ ÜZERİNDEN ÖĞRENMESİ TARAFLARDAN İSTENEMEZ.
ÖZET:Gelmeyen tarafın mahkeme gününü kalemden ya da UYAP tan öğrenmesi şeklinde karar verilemez. Zira duruşma gününün gelmeyen tarafa davetiye ile bildirilmesinde yasal zorunluluk bulunmaktadır. Yasada bulunmayan bir kurala dayanılarak duruşma gününün kalemden öğrenilmesi veya UYAP sistemi üzerinden öğrenmesi taraflardan istenemez.
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olup hükmün davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı 3. kişi vekili, haciz yapılan adresin vekil edeni tarafından kiralandığını, mahcuzların mülkiyetinin 3. kişi şirkete ait olduğunu, haciz esnasında borçlunun hazır olmadığını ve haciz mahallinde borçlu şirkete ait herhangi bir evrakın bulunmadığını
belirterek istihkak iddialarının kabulünü talep etmiştir.
Mahkemece, davanın 8.10.2014 tarihinde işlemden kaldırıldığı, daha sonra dosyanın yenilenerek işleme konulduğu ancak 9.12.2015 tarihli celsede davanın ikinci kez işlemsiz bırakıldığı gerekçesi ile 6100 Sayılı HMK m. 150 uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, karar davacı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
6100 sayılı HMK’nin 150. maddesinde ”Tarafların duruşmaya gelmemesi, sonuçları ve davanın açılmamış sayılması” düzenlenmiştir.
6100 sayılı HMK’nin 150/1 maddesinde, ”Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir” düzenlemesi getirilmiş olup, aynı
maddenin ikinci fıkrasında ise, “Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan biri duruşmaya gelir, diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi üzerine, yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır. Geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez” hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda ifade edilen usul hükümlerinden anlaşılacağı üzere, tarafların duruşmalarda hazır olmaları halinde bir sonraki duruşma günü ve saati taraflara tefhim edilmek suretiyle bildirilir. Taraflardan biri veya vekili mazereti nedeniyle belirtilen gün ve saatte
duruşmaya gelmemiş, mazeret dilekçesi göndermiş, mahkemece de bildirilen mazeret kabul edilmiş ise, mazeret bildiren tarafa tensip edilecek duruşma gününün davetiye ile bildirilmesi gerekir. Gelmeyen tarafın mahkeme gününü kalemden ya da UYAP tan
öğrenmesi şeklinde karar verilemez. Zira duruşma gününün gelmeyen tarafa davetiye ile bildirilmesinde yasal zorunluluk bulunmaktadır. Yasada bulunmayan bir kurala dayanılarak duruşma gününün kalemden öğrenilmesi veya UYAP sistemi üzerinden
öğrenmesi taraflardan istenemez.
Somut olayda, dosya yenilendikten sonra davacı vekilinin 24.10.2015 tarihli duruşmaya katılamayacağı yönünde mazeret bildirdiği, Mahkemece mazaret kabul edilerek duruşma gününün “UYAP’tan öğrenilmiş sayılmalarına” karar verildiği ve duruşmanın 09.12.2015 tarihine ertelendiği, davacı tarafın 09.12.2015 tarihli duruşmaya katılmaması üzerine, davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Anlatılanlar ışığında Mahkemece, mazeretinin kabulüne karar verildiği ilgili celse zaptının, davacı vekiline gerekirse dosyadaki gider avansından karşılanmak suretiyle tebliği gerekirken, usul hukukumuzda düzenlemesi olmayan ve davacının savunma hakkını kısıtlar şekilde ”UYAP’tan öğrenmesine” şeklinde ara karar tesis edilmesi ve neticeten davanın açılmamış
sayılmasına karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenler ile temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK’nin 366. ve 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 22.01.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
