İşyerinde Kreş Olmadığı İçin İstifa Eden Kadın İşçiye Tazminat Ödenmelidir.
Gebe veya Emziren Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları ve Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Yönetmelik ile işverenin kreş açma yükümlülüğü düzenlemiştir. Yönetmeliğin 15. maddesine göre;
“Yaşları ve medeni halleri ne olursa olsun, 100-150 kadın işçi çalıştırılan işyerlerinde, bir yaşından küçük çocukların bırakılması ve bakılması ve emziren işçilerin çocuklarını emzirmeleri için işveren tarafından, çalışma yerlerinden ayrı ve işyerine en çok 250 metre uzaklıkta bir emzirme odasının kurulması zorunludur.
Yaşları ve medeni halleri ne olursa olsun, 150 den çok kadın işçi çalıştırılan işyerlerinde, 0-6 yaşındaki çocukların bırakılması ve bakılması, emziren işçilerin çocuklarını emzirmeleri için işveren tarafından, çalışma yerlerinden ayrı ve işyerine yakın bir yurdun kurulması zorunludur. Yurt açma yükümlülüğünde olan işverenler yurt içinde anaokulu da açmak zorundadırlar. Yurt, işyerine 250 metreden daha uzaksa işveren taşıt sağlamakla yükümlüdür.
İşverenler, ortaklaşa oda ve yurt kurabilecekleri gibi, oda ve yurt açma yükümlülüğünü, bu Yönetmelikte öngörülen nitelikleri taşıyan yurtlarla yapacakları anlaşmalarla da yerine getirebilirler.
Oda ve yurt açma yükümlülüğünün belirlenmesinde, işverenin belediye ve mücavir alan sınırları içinde bulunan tüm işyerlerindeki kadın işçilerin toplam sayısı dikkate alınır.”
Yönetmelik hükmünden anlaşıldığı üzere; 150’den çok kadın çalışanı olan işyerlerinde, 0-6 yaşındaki çocukların bırakılması için bir kreş kurulması ya da bu yükümlülüğü yerine getirecek bir hizmetin satın alınması zorunludur.
İşveren kreş açma zorunluluğunu yerine getirmemiş ise, kadın işçiler bu yükümlülüğün yerine getirilmesini işverenlerinden isteyebileceklerdir. Ancak bu talebe rağmen işveren bu yükümlülüğünü yerine getirmemekte ısrar etmekte ise de kadın işçi, iş sözleşmesini haklı nedenle feshedebilecektir. İş sözleşmesini haklı nedenle fesheden kadın işçi doğmuş ve doğacak tüm işçilik alacaklarını tahsil yoluna gidebilecektir.
Bu konuda Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2015/5175 E. 2016/19971 K. sayılı ve 14.11.2016 tarihli kararında; “ 4857 sayılı İş Kanununun 24 üncü maddesinde işçinin haklı fesih halleri düzenlenirken (II) bendinin (f) alt bendinde son cümle olarak “yahut çalışma şartları uygulanmazsa” şeklinde ifadeye yer verilerek, çalışma koşullarının uygulanmaması durumu işçinin haklı fesih nedenleri arasında yerini almıştır.
Anayasa, yasa, tüzük ve yönetmelikler, bireysel ya da toplu iş sözleşmeleri, işyeri personel yönetmeliği ve benzeri kaynaklarla, işyeri uygulamalarının çalışma yaşamına etkileri sonucu her bir iş ilişkisinde çalışma koşulları meydana gelir.
14.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 25522 sayılı Gebe veya Emziren Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları ve Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Yönetmelik’in
15.maddesine göre, işverenin belediye ve mücavir alan sınırları içinde bulunan tüm işyerlerinde, yaşları ve medeni halleri ne olursa olsun, toplam 150’den çok kadın çalışanı olması halinde, 0-6 yaşındaki çocukların bırakılması, bakımı ve emziren çalışanların çocuklarını emzirmeleri için işveren tarafından, çalışma yerlerinden ayrı ve işyerine yakın belirli şartları taşıyan bir yurdun kurulması zorunludur.
Somut uyuşmazlıkta, davacı doğumdan sonra işe başlamadan önce gönderdiği ihtarname ile davalı işverene bu yükümlülüğünün gereği işyerinde kreş açılması gerektiği aksi takdirde iş sözleşmesini feshedeceği ihtarında bulunmuş, davalı işveren ise böyle bir yükümlülüğün bulunmadığını, davacının ihtarnamesinin istifa beyanı olarak kabul edileceğini bildirmiştir. Davacının izninin bittiği ve işe başlaması gereken 01/08/2012 tarihinde işe başlamak istediği, işverenin davacıyı istifa ettiği gerekçesiyle işe başlatmadığı davacı tanığının ifadesinden anlaşılmaktadır.
Yönetmelikteki düzenleme gereği işverenin kreş açma zorunluluğu bulunmakta olup, bu yükümlülüğünü yerine getirmeyen işveren karşısında işçinin iş sözleşmesini haklı nedenle fesih hakkı bulunmaktadır.” şeklinde bir hüküm kurarak, işyerinde kreş olmadığı için istifa eden kadın personelin, kıdem ve ihbar tazminatı alabileceğine hükmetmiştir.
İşçin Mesleki Birikimini Arttırmak Amacıyla Katıldığı Seminerler Fazla Çalışma Olarak Sayılamaz
4587 Sayılı İş Kanunun 63. Maddesine göre haftalık 45 saat içinde kalan çalışmalar normal çalışma olarak değerlendirilmekte, haftalık 45 saati aşan çalışmalar ise (Sözleşmede 45 saatten az belirtilmişse belirtilen sürenin aşılması) fazla çalışma olarak nitelendirilmekte ve işveren, işçinin fazla olarak çalıştığı süreler için kendisine zamlı bir şekilde ücret ödenmek zorunda bulunmaktadır.
İşçilerin kendi bilgilerini ve birikimlerini arttırmak için işveren tarafından toplantılara, konferanslara vs. gönderilmesi ise Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 20.03.2017 tarihinde vermiş olduğu 2017/14949 E. ve 2019/4416 K. sayılı kararı ile fazla çalışma olarak nitelendirilmemiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin vermiş olduğu karar şu şekildedir:
…
Dairemizin istikrarlı uygulaması gereği, davalı aleyhine dava açanlar tanık olarak dinlenmiş ise bu işçilerin tanıklıklarına ihtiyatlı yaklaşılması gerekir. Bu beyanlar diğer yan delillerle birlikte değerlendirilerek, sonuca gidilmelidir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı tanık beyanlarına ve bir kısım mazot fişlerine göre davacının fazla çalışma yaptığı kabul edilip alacak hesaplanmıştır. Oysa davacı … olarak dinlenen işçilerden … aynı şekilde davalı aleyhine dava açmış, diğer davacı … aleyhine ise işverence dava açılmıştır. Tanıkların konumu, tanıklıklarına duyulacak güveni etkileyecek durumdadır. Bu sebeple tanıklıklarına itibar edilemez.
Diğer yandan davacının eğitim amaçlı olarak katıldığı kongrelere yönelik de bu süreye karşılık olmak üzere haftada 7 saat fazla çalışma ücreti hesaplanmıştır. Davacı işçi belirtilen süre içinde fiilen çalışmamış ve işverene belirtilen anlamda bir fayda sağlamamıştır. Bu sebeple davacının bilgi ve performansını arttırma amacıyla yapılan bu tür toplantılarda geçen sürenin, fazla çalışma olarak değerlendirilmesi de isabetsizdir. Açıklanan sebeplerle davacı fazla çalışma yaptığını somut delillerle kanıtlayamadığından bu talebin reddi gerekirken kabulü hatalıdır.
SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebepden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde ilgilisine iadesine, 20/03/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
