İşçi İle İşveren Arasında Yapılan İkale Sözleşmesinin Geçerliliği İşçinin Makul Yararına Bağlıdır.
T.C.
YARGITAY
22. HUKUK DAİRESİ
E. 2017/35505
K. 2017/14692
T. 19.6.2017
DAVA : Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen karar, duruşmalı olarak süresi içinde davalı
vekili tarafından temyiz edilmiş ise de; işin mahiyeti itibariyle duruşma isteminin reddine,
incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verilmiş olmakla; dava dosyası için Tetkik Hakimi …
tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı İsteminin Özeti:Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin haksız ve geçersiz sebeplerle feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücreti ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, iş sözleşmesinin ikale ile sona erdirildiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
Mahkemece, ikale sözleşmesinin, Kanunun aradığı anlamda fesih konusunda tarafların iradelerinin
tam olarak uyuşması sonucunda yapılmadığı, davalı tarafça yapılan feshin haksız ve geçersiz olduğu
anlaşılarak davanın kabulüne karar karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu:
Bölge Adliye Mahkemesince; kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere, vakıa ve hukuki
değerlendirme ile gerekçede ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde
bulunmayan bütün istinaf itirazlarının reddi ile usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılan
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu:
Taraflar arasındaki iş ilişkinin “bozma (ikale) sözleşmesi” yoluyla sona erip ermediği hususu
uyuşmazlık konusudur.
İş Kanununda bu fesih türü yer almasa da, taraflardan birinin karşı tarafa ilettiği iş sözleşmesinin
karşılıklı feshine dair sözleşme yapılmasını içeren bir açıklama (icap), ardından diğer tarafın da bunu
kabulüyle bozma sözleşmesi (ikale) kurulmuş olur. Bozma sözleşmesinde icapta, iş ilişkisi karşı tarafın uygun irade beyanı ile anlaşmak suretiyle sona erdirmeye yönelmiştir. Bu sebeple, ikale sözleşmesi
akdetmeye yönelik icap, fesih olarak değerlendirilip, feshe tahvil edilemez. Bu anlamda
bozma sözleşmesinin şekli, yapılması, kapsam ve geçerliliği Borçlar Kanunu hükümlerine göre
saptanacaktır. Buna karşılık iş sözleşmesinin bozma sözleşmesi yoluyla sona erdirilmesi, iş hukukunu
yakından ilgilendirdiği için ikalenin yorumunda iş sözleşmesinin yorumunda olduğu gibi, genel
hükümlerin yanı sıra iş hukukundaki “işçi yararına yorum” ilkesi de göz önünde bulundurulacaktır.
İkale, iş sözleşmesinin tarafların ortak iradeleriyle sona erdirilmesine yönelik bir sözleşme
olduğundan, tarafların serbest iradelerine dayanmalıdır. Bu bağlamda ikale icabı işverenden gelmişse
yasal tazminatlarına ilaveten işçiye ek bir menfaat (makul yarar) sağlanmalıdır. Aksi halde
iş sözleşmesinin ikale ile sona erdirildiğinden söz edilemez. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 30-
38. maddeleri arasında düzenlenmiş olan irade fesadı hallerinin, bozma sözleşmeleri yönünden
titizlikle ele alınması gerekir. Bir işçinin bozma sözleşmesi yapma konusundaki icap veya kabulde
bulunmasının ardından işveren feshi haline özgü iş güvencesi hükümlerinden yararlanmak istemesi ve
yasa gereği en çok bir ay içinde işe iade davası açmış olması kural olarak hayatın olağan akışına uygun
düşmez ise de, bu durum her zaman bozma sözleşmesinin tarafların özgür iradesine dayanmadığını
göstermez; sözleşme özgür iradeye dayanmakla birlikte bazen edimin zamanında veya belirtilen
şekilde yerine getirilmemesine dair sonradan ortaya çıkan durumlar da dava açılmasına yol açmış
olabilir. İkale yapılmasında tarafların iradesinin fesada uğrayıp uğramadığının denetimi dışında,
tarafların bozma sözleşmesi yapması konusunda makul yararının olup olmadığı ve işe iade davasının
hangi saikle açılmış olduğunun da irdelenmesi gerekir.
Tarafların bozma sözleşmesinde ihbar ve kıdem tazminatı ile iş güvencesi tazminatı hatta boşta
geçen süreye ait ücret ve diğer haklardan bazılarını ya da tamamını kararlaştırmaları da
mümkündür. Bozma sözleşmesinin geçerliliği konusunda bütün bu hususlar dikkate alınarak
değerlendirmeye gidilmelidir.
Mahkemece davacı tanık beyanlarına itibar edilerek ikale yapma iradesinin gerçekte olmadığından
bahisle davalı tarafça yapılan feshin haksız ve geçersiz olduğu kanaati ile davanın kabulüne karar
verilmiş ise de, somut uyuşmazlıkta mahkemenin beyanlarına itibar ettiği tanıkların davalı ile
husumetli olduğu ve tanığın beyanlarının duyuma dayalı olduğu, davacının konumu ve statüsü
gözetildiğinde iradesinin fesada uğratıldığından da söz edilemeyeceği, söz konusu ikale ile davacıya
kıdem ve ihbar tazminatları yanında ek ödeme yapılacağının belirtildiği, bu ek ödemenin davacı
vekilinin duruşmadaki beyanından da anlaşılacağı üzere büyük bir kısmının gerçekleştirildiği, davacı
vekilince ikale sözleşmesinin şartlarının yerine getirilmemesi nedeni ile ikalenin geçersiz olduğunun
ileri sürüldüğü, dosya içerisindeki davacıya ait hesap hareketlerinde ikale tarihi sonrasında davacı
işçiye ücret adı altında büyük bir kısım ödemenin yapıldığı ve davacı açısından makul yarar sağlandığı
görülmekle taraflar arasındaki iş sözleşmesinin ikale ile sona erdiğinin kabul edilmesi ile davanın
reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Belirtilen sebeplerle, 4857 Sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesi hükmü ile ilk derece mahkemesi hükmünün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-)Bölge Adliye Mahkemesinin yukarda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin
kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-)Davanın REDDİNE
3-)Karar tarihi itibariyle alınması gerekli olan 31,40 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 29,20 TL
harcın mahsubu ile bakiye 2,20 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
4-)Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafça yapılan 153,80
TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.980,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak
davalıya verilmesine,
6-)Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, karardan bir örneğin kararı veren
Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
7-)Taraflarca yatırılan gider avanslarından varsa kullanılmayan bakiyelerinin ilgili tarafa
iadesine, peşin alınan temyiz karar harcının istenmesi halinde ilgiliye iadesine, 19.06.2017 tarihinde
oybirliği ile kesin olarak karar verildi.
